Salı, Kasım 05, 2013

    Çocuklar konusunda çok hassasım.Hele ki bilinçsiz anne babaların çocukları konusunda daha fazla hassasım çünkü ben de onlardan biriyim.Küçük yaşta büyüklerini değerlendirebilecek, yönlendirebilecek bilince sahip olmayan her çocuğun korunmasızlığı, maruz kaldıkları, tüm hayatlarını etkileyecek sorunlar yaşamaları beni çok etkiliyor.Ve maalesef yine bu çocuklar aynı biliş ve duyguyla benzer ebeveynlere dönüşebiliyorlar.Hele ki bizim gibi bilinçsiz ve eğitimsiz toplumlarda.

İki aydır annemle oturuyorum. Üst dairede ekseriyetle çocuğuna bağıran, öfke nöbetleri geçiren bir anne ve ağlayan bir çocuk var. Bu sesler bazen uykumdan bile uyandırıyor beni.Bu kötü durumu oluşturan mikro makro her şeye duyduğum üzüntü ve öfke giderek büyüyor içimde. Bir şeyler yapmak istiyorum. Her seslerini duyduğumda kendimi çocuğun yerine koyuyor, kendi yaşadıklarımı hatırlıyor ve kahroluyorum. Annemin şimdilerde ‘ben çok cahil,çok bilinçsiz bir anneymişim’ diyerek vicdan muhasebesi yapabiliyor olması nispeten iyi bir şey olsa da,geç kalınan çok ciddi şeyler var artık. Benzer şeyleri başka çocuklar yaşamasın istiyorum.

Komşuma bir mektup yazdım.Yaşanılan durumu her duyduğumda ne kadar etkilendiğimi, ama bunun önemli olmadığını, önemli olanın kendisi ve çocuğu olduğunu söyledim.

Çocuğunun çok yaramaz olduğunu düşünmesi, herkesin çocuğuna bağırıyor olması, belki kendisi de dahil tanıdığı tüm çocuklara benzer şekilde davranılıyor oluşu, bilgisizlikten gelen çaresizlikle tek çözümün bu olduğunu zannetmesi gibi sebeplerle bana da benzer şekilde davranmış olan annemin vicdan azabı çektiğini, benim ise psikolojik, psikiyatrik, hatta nörolojik birden fazla hastalıkla baş etmeye çalıştığımı yazdım.

Anne olmanın büyük sevgi sabır ve bilgi gerektiren bir sorumluluk olduğunu,ve sorunlarının yine sevgi sabır ve bilgiyle çözülmesinin çocuğunun hakkı olduğunu ve bence de büyük sevap olduğunu söyledim.

Kapılarına bıraktığım bu anonim mektuptan sonra,aynı sesleri neredeyse hiç duymuyorum.Kendimi ne kadar iyi hissettiğimi anlatamam…



Sekiz yıl evvel bir hata yaptım. Kendime bu kadar zarar vereceğimi bilmeden, bu hususta hiçbir uyarıda bulunmayan insanlar vasıtası ile, genel tanımıyla uyuşturucu olarak bildiğim, ve yaşamakta olduğum sıkıntılar sebebiyle, tek istek ve beklentimin uyuşmak olduğu bir anda bir kaç hap içtim. Sonradan öğrendiğime göre bunlar halüsinojen denilen haplardandı ve ben bad trip denilen korkunç bir şey yaşamıştım. Tribin bed, yani kötü olmasında ise benim zihnimin ve duygularımın büyük etkisi vardı. Baskın olarak bir günah işliyorum düşüncesi ve yarattığı korku ile -ki o zamanlar korku üzerine kurulu berbat bir dini inanç sahibiydim- dini korkularla bezenmiş bir halüsinasyon cehennemi yaşadım. Kimsenin zihnini kirletmek istemediğimden ayrıntıları yazmak istemiyorum.

Yaşadığım bu deneyim sonrası günlerce hatta yıllarca perdelere, tahta yüzeylere, banyo mutfak seramiklerine, kısacası manipülatif her türlü yüzeye baktığımda çeşitli korkunç surette görüntüyle bakıştım. Yine ayrıntıları yazmak istemiyorum.Olay sonrası yakın dönemde gecelerce uyuyamadım. Panik ataklar yaşadım,ölüyorum zannettim. Beş vakit namaza başladım.Yemeden içmeden kesildim, aşırı kilo verdim. Yalnız yatamaz, hatta kalamaz hale geldim.Zaman geçtikçe panik atakların yerini daha hafif kaygılar aldı.Namazı bıraktım. Hatta genel olarak dini de. İnanç konusunda şu an hangi durumda olduğum başka bir yazının konusu olabilir ama bu konuda belirtmem gereken şu ki inançlarım o kadar hastalıklıydı ki beni daha fazla korkunun içine çekmekten başka işe yaramıyorlardı.

Uykusuzluk, kaygı ve depresif şikayetlerim sebebiyle başvurduğum psikolog ve psikiyatrist, bu durumdan da bahsetmem üzerine bipolar bozukluk üzerinde yoğunlaştılar ve antipsikotik ilaç kullanmaya başladım. Uyku, kaygı, zihinsel ve bedensel yorgunluk şikayetlerimle ilgili faydasını da gördüm ama eş zamanlı olarak diyet yapmam ve spor salonuna gitmeme rağmen iki ay gibi kısa bir sürede yirmi kilo aldım.Şişman olmakla baş edemeyeceğimi anladığımda ilacı bıraktım.

Bu konudaki araştırmalarıma devam ettikçe halüsinojene bağlı psikotik bozukluk yaşadığımı anladım.Yani algıda kalıcı bir bozulma oluşmuştu ve ben kimyasal bir etki olmadan da bu zihin cehennemine maruz kalacaktım.Tedavisi ise yine antipsikotik ilaçlarla yapılıyordu.Kilo almamak için kendimi zihinsel olarak teskin etmeye çalışıyorum ama gerçekten çok zorlanıyorum.

Kötü…En kötüsü de bazıları bunun bir bozulma değil de bir değişme olduğunu düşünüyor.Algı kapılarının açılması,farklı boyutların algılanması gibi.Eğer benim gibi ruha ve Tanrıya inanıyorsanız yaşadığınız korku da daha büyük olabiliyor.

Durumu iyi kötü izah etmeye çalıştım. Sonuca gelecek olursam; ne olduğunu bilmediğiniz maddeleri kullanmayın! Bilseniz dahi kullanmayın!  Hiçbir surette kullanmayın arkadaşlar! Hele ki benim gibi travmatik bir geçmişiniz, karamsar bir zihniniz, hassas bir yapınız, korkuya dayalı inançlarınız, psikolojik ve/veya psikiyatrik bir rahatsızlığınız varsa hiç denemeyin. Bir kereden bir şey olmaz derken bağımlı olabilirsiniz! Benim gibi bir kereden fazla kullanmamış ta olabilirsiniz ama bu dahi sizi kurtarmaya yetmeyebilir! Benim gibi kalıcı bir bozuklukla bir ömür geçirmek zorunda kalabilirsiniz…